Opera Meydanı

Atatürk Bulvarı, bugünün Kültür ve Turizm Bakanlığı binasının hemen yanında, eski yıllardaki adıyla Atilla Caddesi’yle (Bugün, Talat Paşa Bulvarı) kesişir. Atilla Caddesi yokuşa vurur, sağ tarafı bir tepedir.

Geçmiş yıllarda bu tepeye Ankaralılar, “Namazgâh” derlerdi. Kalenin kapılarından biri buraya açılırdı. O kapıya da, “Namazgâh Kapısı” adı verilmişti. Bir kaynakta tepe, “kayalık bir maşatlık” olarak geçer. (1) Selçukluların egemenlik yıllarında, I. İzzeddin Keykâvus burada güzel bir medrese yaptırmıştı. (2)

Bir zamanlar tepe Ankaralılar için kutsal bir yerdi. Taştan yapılmış bir minber, hemen yanında bir musalla taşı vardı. Ankaralılar bayram ve Cuma namazlarını bu tepede kılarlardı. Yağmur duası için buraya çıkılırdı.

Millî Mücadele yıllarında bazı toplantılar, törenler burada yapılırdı. Asker cepheye giderken, Ankaralılar tepeye çıkar, önlerinden geçen kafilelerin arkasından dua ederlerdi.

Erken Cumhuriyet yıllarında ise, Türk mimarlığının başkentteki ilk örnek yapılarından, iki kültür evine bu tepede yer verildi. Mimar aynı kişidir: Arif Hikmet Koyunoğlu. Tepeyi karşınıza aldığınızda sol tarafta görülen bugünün Devlet Resim ve Heykel Müzesi (1927-30), Türk Ocakları Merkezi olarak yapılmış, zaman içerisinde önce Halkevi olmuş, daha sonra değişik amaçlarla kullanılmış. Sağdaki yapı ise “Devlet Müzesi” adıyla kurulan Etnografya Müzesi (1925-26).

İtalyan sanatçı Pietro Canonica’nın, Atatürk’ü Millî Mücadele yıllarında, üniforması ve kaputuyla at üstünde gösterdiği bronz heykeli 4 Kasım 1927’de Etnografya Müzesi önüne konuldu.

1 Remzi Oğuz Arık, Türk Müzeciliğine Bir Bakış, İstanbul, 1953, s. 19.

2 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, 3. Baskı, Cilt 1, Ankara, 1972, s. 25.

Opera Meydanımsadik